Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Münafıklar, terör örgütü İslam inkılabından önce sapkın bir görüşü benimseyerek Şah rejimi ile mücadele etmesine karşın hiç bir zaman İslam inkılabından pay alma şayesteliğine sahip olamadı ve İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonra türlü gayri meşru yollara başvurarak inkılaba sahip çıkmaya çalıştı. Halktan umudunu kesen ve İran’ın inkılapçı toplumunda hiç bir yerleri olmadığını anlayan örgüt liderleri, bu kez şiddete başvurdu ve muhaliflerine yönelik suikastler düzenleyerek iktidarı zorla ele geçirmeye çalıştı. Münafıkların işlediği suikastlerde hatta örgütle hakimiyet arasında süren sürtüşmelerde hiç bir rolü ve etkisi bulunmayan sıradan insanlar da hedef alındı ve İran tarihinde örgütün adı en feci cinayetlerle kayda geçti.
1981 yılında, Münafıkların cinayetleri doruk noktasına ulaştığı ve sokak eylemlerinin Haziran ayında iyice tırmandığı bir sırada İslam Cumhuriyeti partisi merkez binasında ve ardından başbakanlık binasında ve yine bir hafta sonra inkılap savcılığı binasında yaşanan patlamalarda nizam yetkilileri ve bazı milletvekilleri de aralarında bulunan 80 kadar vatandaş şehit düştü. Bu cinayetler İran milletinin sabrını taşıran son damla oldu. Münafıklar bundan sonra İran milletinin düşmanlarının kucağına sığındı ve böylece gerçek mahiyetlerini açıkça ortaya koydu. İran’da cinayetleri işledikten sonra Münafıklar, ilkin Fransa’ya sığındı ve ardından sömürünün ünlü tilkisi İngiltere yönetimine ve oradan da büyük şeytan Amerika’nın kucağına düşerek Münafıkların gerçek yüzünü bütün dünyaya tanıttı. Bu arada Amerika, İngiltere ve Fransa da rezil rüsva oldu. Bu devletler sözde insan haklarını savunduklarını ve terörle mücadele ettiklerini iddia ediyordu. Ancak şer üçlü Münafıkları destekleyerek bütün söylediklerinin yalan olduğunu ve insan severlik maskesi altında en menfur cinayetleri işleyen teröristleri ve beşeriyet düşmanları desteklediklerini gösterdi. Öte yandan Münafıklar terör örgütünün rezilliği ve kepazeliğinin doruk noktası, tüm üyelerini Irak’a getirerek Saddam rejiminin İran milletine dayattığı savaşta bu rejimle işbirliği yapması ile yaşandı. Münafıklar o yıllarda İran milleti aleyhinde büyük cinayetler işledi ve düşman lehine İran topraklarında casusluk yaptı. Münafıklar terör örgütü hatta İran düşmanları ile savaşta işbirliği yapmakla yetinmedi ve Irak’ta da Saddam rejiminin muhaliflerini bastırma sürecinde Irak milletine karşı büyük cinayetler işledi. Kuzey Iraklı Kürtlerin bastırılması, Basra halkının katliamı, Irak milletinin intifadasının bastırılması, Kerbela, Nece, Basra, Diyale, Kut, Ammare gibi kentlerde binlerce inkılapçı halkın katledilmesi, cinayetlerin 70’li yıllarda Saddam’la elele yaptıkları cinayetlerin örnekleridir.
Münafıklar hatta Saddam devrildikten sonra Irak milletine yönelik cinayetlerini sürdürdü ve Baas partisi kalıntıları ile işbirliği yaptı. Münafıklar terör örgütü Irak’ta bulunduğu yaklaşık 30 yıl boyunca İran ve Irak milletine yönelik cinayetlerini sürdürdü ve Saddam rejimi ile işbirliği yaptı. Bundan başka bu süre içerisinde Münafıklar başta Amerika, İngiltere ve Siyonist rejim İsrail olmak üzere batılı rejimlerle yakın işbirliği yaptı ve eli kanlı örgüt uygulamaları ile İran milletine ve hatta başka milletlere karşı her türlü cinayeti işlemekten çekinmediğini ispat etti. Bu tutum Münafıklar terör örgütünü dünyanın en menfur terör örgütleri arasına yerleştirdi. Bu süreçte dikkat çeken nokta ise terörle mücadele ettiklerini iddia eden batılı devletler bu süre içerisinde eli kanlı terör örgütüne cinayetlerinde her türlü desteği sağladı ve sağlamaya devam ediyor. Öte yandan Irak milletinin Münafıklara yönelik kin ve nefretinin tırmanması, Iraklı yetkililere Münafıkları Irak’tan sınır dışı etmeleri için baskılarını arttırmalarına sebep oldu. Irak yönetimi ise başta Amerika olmak üzere batılı güçlerin Münafıkları desteklemesi yüzünden bu konuda pek bir şey yapamıyordu. Gerçi son yıllarda Bağdat yönetimi Münafıkları Irak’tan ihraç etmek için bazı girişimlerde bulundu, ama yine de Münafıklar Irak’taki önemli üsleri, yani Eşref kampını kendi elinde tutuyor ve içinde bir çok Münafıkı barındırıyordu. Bu durum hiç kuşkusuz Iraklı şehit aileleri ve özellikle 1991 intifadasında Münafıklarca şehit edilen insanların aileleri tarafından kabul edilemez bir durumdu. Sonunda şehit aileleri ve Irak halkı bizzat harekete geçerek ülkelerini Münafıklardan temizlemeleri gerektiğine karar verdi. Bu hadise bundan iki hafta kadar önce yaşandı ve Eşref kampına düzenlenen saldırıda Münafıkların elebaşılarından bir kaçı helak edildi ve geriye kalanları Bağdat yakınlarında Libertiy kampına gönderildi. Münafıklar terör örgütünü destekleyen batılı devletler ve BM yetkililerinin dikkat etmesi gereken bir konu şu ki, bu örgüt terörist bir örgüttür ve bir mikrop gibi nereye giderse gitsin, orasını bulaştıracağı kesindir. Münafıklar hatta yıllarca onları destekleyen batılılara da sadık kalmayacağı ve onlara ihanet edeceği kesindir. Bu yüzden bu sorunu çözmek için en başta örgütün adını terör örgütleri listesine almak gerekir. İkinci adımda örgüt üyeleri nerede olursa olsun ilgili devletler ve kurumlarca işledikleri cinayetleri yüzünden yargılanmaları ve hakettikleri cezayı bulmalıdır. Nifak nerede olursa olsun, orayı bulaştırır ve tek çözüm yolu uluslararası düzeyde bir karar alarak bu sorunu kökünden halletmektir. Bugün Münafıklar terör örgütü çöküş sürecine girmiştir ve böyle bir karar bu sorunu ebediyen çözecektir.
Münafıklar Terör Örgütü hakkında detaylı bilgiler isteyenler için...
Münafıklar Terör Örgütü Çöküş Sürecinde
14 Eylül 2013 - 19:30
News ID: 463186
Son günlerde Irak’ta Münafıklar terör örgütünün başına gelenler, gerçi eli kanlı teröristlerin cehennemlik sonu değil, ancak bu örgüt için önemli ve kaderini belirleyen bir aşamadır.